Sinap Formasyonu

Sinap Formasyonu Ankara'nın Kazan, Çubuk, Elmadağ, Ayaş, Kızılcahamam, Keçiören, Yenimahalle, Beypazarı İlçelerinde 1989 yılından beri uluslararası bir projeyle sürdürülmektedir.

Anadolu kültür tarihini dünya kamuoyuna tanıtan Anadolu Medeniyetleri Müzesi bu çalışmaları ile de Anadolu doğa tarihine Ankara çevresinden kesitler vermeyi amaçlamaktadır. Böylece Sinap Formasyonu, Başkentin Paleolitik ten başlayan insanlık tarihini çok daha gerilere Miyosen zaman dilimine götürerek insanlığın oluşumundan önceki ortamları aydınlatmaya yöneliktir.

Araştırma projesi çerçevesinde 100 adedin üstünde fosil yatağı tespit edilmiştir. Ankara çevresi fosilleri bu gün Afrika, Avrupa, Asya arasındaki köprü konumundan dolayı, her üç kıtada da yok olmuş hayvan türlerinin en zengin örneklerini oluşturmaktadır. Bu açıdan Ankara'nın neojen fosilleri eski dünyanın neojen biyokronolojisi ve biyocoğrafyası için çok önemli bilgi kaynağıdır. Yukarıda adı geçen kara parçalarının ilişkilendirilmesi ancak Anadolu'nun biyocoğrafik konumuna bağlı olarak aydınlanabilecektir. Ankara çevresindeki fosil araştırmalarının en çarpıcı yanı soyu tükenmiş olan hayvan gruplarının atasal örneklerini yeniden gündeme getirmesidir.

Orta Anadolu'daki Sinap Formasyonu, fosil yatakları günümüzden 15-1 milyon yıl öncesine tarihlenen miyosen dönemi memeli hayvan fosillerini içermektedir. Bu zaman diliminde en iyi bilinen yaş 11-6 milyon yıl arasındaki dönemdir. Bu fosil yatakları Ankara'nın genellikle kuzey ve kuzey batısında açığa çıkmış ve neojen dönemin küçük ve büyük boyutlu memeli hayvanlarına ait fosil kaynaklarını bünyesinde toplamıştır.

Atgiller, kemiriciler, domuzgiller, zürafagiller, etgiller, hortumlu memeliler, gergedangiller, boynuzlular kaplumbağalar gibi çok zengin bir hayvan topluluğu ile temsil edilen Sinap Formasyonunun en önemli bulgusu 1995 yılında gün ışığına çıkarılan Ankara Maymunu ile 10 Milyon yıl öncesinin Ankara Ormanlarında yaşamaktaydı.

1955-1957 yılları arasında yapılan Ankara çevresi fosil araştırmaları sırasında ele geçen ilk primata fosiline Ankarapihecus Meteai (Ozonsoy) adı verilmiş ve 1980 yılında yayınlanan ikinci fosil Ankara Maymununun Miyosendeki ilk habercileri olmuştur.

1995 yılında Ankara Kazan Delikayıncak tepede (lokalite 12) bulunan 3. maymun fosili ile ilk kez gün ışığına çıkarılan yüz iskeletinin büyük bir kısmı alt çenesi ve vücut parçaları daha önceki bilgilere önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Miyosen ortamında yaşamış olan Ankara Maymunun radyometrik olarak yapılan tarihlendirmeye göre 9.8 milyon yıl eskiye aittir. Bu kesin yaş Anadolu dışında bulunmuş olan Pakistan örnekleri ile denkleştirilebilmekte ve türünün evrim çizgisine ışık tutmaktadır.

Ankara Maymununun bilimsel önemi, primata takımının Hominoid üst ailesinin evrimindeki biyolojik çeşitlenmeyi vurgulamasından gelmektedir. Yaşayan kuyruksuz maymunların (Orangutan, şempanze, gorilla) türlerinin ayrımında kullandığımız morfolojik kriterlerin bir kaçını tek bir örnekte toplamış olmasıdır. Bu buluntu dünya bilim çevrelerini yakından ilgilendirmektedir.






  giriş.jpg
 
 
 
 
 
 

 

 




 
 
 
 
Sitemizde yayınlanan verilerin izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır. İzinsiz kullanılması halinde oluşacak her türlü yasal yükümlülük kişi/kurum tarafından kabul edilmiş sayılır.Her Hakkı Anadolu Medeniyetleri Müzesine aittir.
 
   www.anadolumedeniyetlerimuzesi.gov.tr  
  Tüm Hakları Saklıdır © 2009 T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı